Pidecide klasik müzik eşliğinde date mi! Kim bu Japon Erdal?

Galata’da açılan ‘Japon Erdal’ isimli Samsun pidecisi iddialı: “Çarşamba pidesini dünyaya yeniden öğreteceğiz.” Burada glütensiz pide ya da vegan seçenek yok. Peki ne var?

Galata’da, Serdar-ı Ekrem’in hemen bir alt sokağında, kapıda kırmızı noktalı bir tabela…

Kırmızı nokta bir şifre değil, gizli bir kulüp girişi hiç değil. Sadece İstanbul’un gastronomi sahnesine Samsun’dan ışınlanan, “Çarşamba pidesini dünyaya yeniden öğreteceğiz” özgüveninin minimal bir simgesi. Burası ‘Japon Erdal’ isimli bir Samsun-Çarşamba pidecisi. “Samsun”, “Japon”, “Erdal” ve “pide” kelimelerini yan yana görmeyi absürt bulabilirsiniz. Ama hikayenin güzelliği tam olarak burada başlıyor.

Japon Erdal; dükkanın Samsunlu kurucuları Harun Ulu ve Agah Uz’un zihninde canlanan, Çarşamba pidesinin kadim ustası olduğu varsayılan efsanevi bir figür.

Öyle ki her an bir köşeden çıkıp “Hamuru biraz daha incelt evladım,” diyecek gibi.

Mekan henüz 5 aylık ama hikayenin kökleri çok önceye, iki arkadaşın çocukluklarında pazar günleri yaptıkları kahvaltılara dayanıyor. İstanbul’a taşınınca da bu ritüel bozulmuyor; her pazar “doğru pidenin” peşine düşüyorlar. Ta ki bir gün o cümle söylenene kadar: “Yeter. Biz kendi istediğimiz pideyi yapalım.”

Burada klişeler kapıdan içeri giremiyor. Glütensiz pide? Yok. Vegan seçenek? O da yok. Kıymalı-kaşarlı? Asla. Hatta “Kaşar, etin tadını maskelemek için kullanılmasın” diye manifesto yazacak kadar net çizgileri var. 

Siparişler beyaz kağıtlara yazılıyor

Pidenin hamuru kağıt inceliğinde. Mutfakta hamurlar merdaneyle değil, tamamen parmakla açılıyor. Pidenize yumurta isterseniz, sadece çiğ olarak sarısı geliyor.

Ve gelelim en tartışmalı konuya: “Odun ateşi şart abi” cümlesi burada yerini başka bir yaklaşıma bırakıyor.

Odun ateşinden çıkan dumanın kanserojen riskine karşı, elektrikli fırının temiz sıcaklığını savunuyorlar. Üstelik “Lezzet farkı yok” diyorlar. 25 yıl odun ateşiyle çalışan ustaları  Zafer Bey de bunu onaylıyorsa, elektrikli fırına da bir şans vermek gerekebilir.

Mekanın iç tasarımı da tabelası kadar minimal. Dışarıdan bakan biri “Sushi restoranı mı burası?” diyebilir. Masalarda beyaz kağıtlar duruyor ve siparişler o kağıtlara yazılıyor.

Pideleri beklerken fonda bir klasik müzik de duyabilirsiniz, 90’ların hitlerinin pamuk gibi cover’larını da. Yani, birini ‘date’e götürebileceğiniz tek pideci olma ihtimalleri oldukça yüksek. Ve bu klasik “pide sonrası rehavet” hikayesi burada tutmuyor. Glüten oranının düşük olduğunu ve tamamen organik ürünlerle çalıştıklarını anlatıyorlar. Misafirlerin üç pideyi mideye indirdikten sonra bile hayatlarına kaldıkları yerden devam ettiğini söylüyorlar. Menüde her pidenin yanında kalori bilgisi yazıyor.

Ve hikayenin en tatlı sürprizi: Kurdukları gelecek hayali. Bir gün Tokyo’da bir ‘Japon Erdal’ açmak…

Ne yiyebilirsiniz?

• Fasulye turşusu kavurması – 280 TL -164 kcal

• Kapalı kıymalı pide | Çiğden veya kavrulmuş kıyma ile – 440TL -758 kcal

• Kapalı peynirli pide| Lor, kaşar, Ezine peyniri  – 380 TL -742 kcal

• Açık kuşbaşılı pide | Kontrafileden – 590 TL – 647 kcal + Çiğden, yumurtanın sadece sarısı – 50 TL – 55 kcal

• Açık pastırmalı pide | Kastamonu Tabakoğlu pastırmasından – 590 TL – 513 kcal + Çiğden, yumurtanın sadece sarısı – 50 TL – 55 kcal

• Halef cevizli kadayıf | 280 TL

Japon Erdal Instagram