İki CEO, bir ‘idiot’ ve 50 milyon kişiye ulaşan bedava reklamın anatomisi

Her şey, son derece teknik ve neredeyse sıkıcı bir konuyla başladı: Elon Musk’ın Starlink uydu internet sisteminin uçaklarda kullanılıp kullanılmaması

Düşük maliyetli havayolu politikası ile tanınan Ryanair şirket CEO’su Michael O’Leary, bu fikre mesafeli yaklaştı ve gerekçesini de şirketin DNA’sına uygun şekilde açıkladı; uçağa eklenecek her ekstra donanım ağırlık demekti, ağırlık yakıt demekti, yakıt ise Ryanair için asla hafife alınmayacak bir maliyet kalemiydi. Yılda 250 milyon dolarlık bir artış, uçakta internet hizmeti vermek için çok fazlaydı. Üstelik sadece ucuz olduğu için tercih edilen bir havayolu şirketinde kimsenin internet kullanımı için fazladan para ödemeyeceğini söyledi.

Ancak dünyanın en zengin insanlarından biri olan Elon Musk, teknik tartışmaları teknik zeminde bırakmayı pek sevmeyen bir figür. Konu kısa sürede X’e taşındı, Musk’ın kendine özgü sert ve küçümseyici üslubu devreye girdi ve Ryanair CEO’su için “O tam bir idiot, özel ihtiyaçları olan bir şempanze; onu derhal görevden almalısınız” dedi.

Bu da yetmedi, X’te “Ryanair şirketini satın alsam mı?” diye bir anket açtı ve ardından ekledi “Bu CEO’yu kovup, adı gerçekten Ryan olan birini CEO olarak getirebilirim” dedi.

Tüm bu olan bitenler üzerine Ryanair savunmaya geçmedi. Kurumsal bir açıklama yapmadı. Hukuki tehditler savurmadı. Bunun yerine, Musk’ın sözlerini alaycı bir dille sahiplendi.

Ryanair, 1985 yılında İrlanda’da kurulduğunda bugünkü küresel, agresif ve umursamaz marka kimliğinden oldukça uzaktı. Zamanla Avrupa’nın en büyük düşük maliyetli havayolu şirketlerinden birine dönüşürken, bunu nazik davranarak, müşteri memnuniyetini merkeze alarak ya da “sevilen marka” olmayı hedefleyerek yapmadı. Aksine, ucuzluğu bir erdem, rahatsız ediciliği yani kasıtlı olarak provoke edici bir iletişim dili ise neredeyse kurumsal bir duruş haline getirdi. Bu dönüşümün mimarı da 1994’te şirketin başına geçen Michael O’Leary’ydi.

Ryanair’ın sosyal medya stratejisinin özü şu: Kurumsal dilden uzak dur, rakiplerle ve yolcularla alay et, şikayetleri silme, özür dileme. Hatta bu şikayetleri ‘meme’ olarak kullan. “Ucuzuz, beklentiyi düşük tutuyoruz ve bunun farkındayız” mesajını doğrudan ve filtresiz bir üslupla veriyor.

Bu nedenle Ryanair hesapları, çoğu zaman bir havayolu şirketinden çok, internet kültürünü iyi okuyan bir ‘troll hesap’ hissi veriyor. Bir havayolu şirketinde zarafet ve incelik arayanlara hiç hitap etmiyor.

Böyle bir pazarlama stratejisi olan bir şirkete sataşmak Elon Musk için pek de hayırlı olmadı. Musk, şirketi küçük düşürmek isterken 50 milyondan fazla kişiye Rynair’in reklamını yapmış oldu. ‘Krizi fırsata çevirmek’ deyiminin kanlı canlı bir örneği olarak da Rynair, her zamanki üslubuyla bir bilet kampanyası başlattı:

“Büyük ‘idiot’ kampanyası! Sadece Elon Musk ve X’teki diğer idiotlar için”

Rynair’in muzipliği için bu atak yeterli değildi. Ertesi gün Rynair’in maskotu Cumberland House’daki X ofisinin önünde eline Elon Musk yazan bedava bir biletle göründü.

Şirket bu videoyu şu notu düşerek paylaştı: Bedava şeyler bizim tarzımız değil ama sırf senin için

O’Leary de bu videoya dair “Bunu bize sağladığı bu harika reklam etkisi için teşekkür etmek amacıyla yapıyoruz” açıklamasında bulundu.

Tartışma sonrasında yapılan “rezervasyonlar arttı” paylaşımı Ryanair tarihine yakışır bir finaldi. Ne uzun analizler ne duygusal mesajlar ne de geri adımlar… Sadece sonuç.

Bir markanın başına gelebilecek en kötü şey unutulmakken, Elon Musk’ın kendilerine sataşması Ryanair’e pahalı reklam ajanslarının veremeyeceği kadar güçlü bir görünürlük sağladı.