Düz yolda bile navigasyon açıp yanlış sokağa sapanlar kulübünün daimi üyesi olarak soruyorum: İnsan bilerek, isteyerek ve üstüne bir de koşarak neden kaybolmak ister?
Cevap, son yıllarda parklarda elinde haritayla telaşlı telaşlı koşturan insanlarda saklı: Oryantiring.
Hikâye aslında günümüzün o meşhur “doğayla bağ kurma” trendinden çok daha önce, 19. yüzyılın sonlarında İsveç’te başlıyor. İsveçli subaylar, askerlerin harita okuma ve arazide yön bulma becerilerini geliştirmek için bir yarışma formatı kurguluyor. Mantık basit: Elinde harita, önünde vahşi tabiat; noktaları en hızlı bulan kazanır.
1897’de Norveçliler işi halka açıp ilk sivil yarışı düzenleyince, İskandinavya’nın puslu çam ormanları bir anda bir açık hava oyun parkına dönüşüyor.
1930’lara kadar ibresi çılgınlar gibi titreyen pusulalarla ormanda yön bulmaya çalışan bu cesur güruhun imdadına Kjellström kardeşlerin sıvı dolu pusulayı (meşhur Silva marka) icat etmesi yetişiyor. O günden sonra iş artık sadece fiziki dayanıklılık olmaktan çıkıp tam bir “koşarken satranç oynama” sanatına evriliyor. Bu benzetme uluslararası literatürde oryantiringiçin kullanılan en yaygın tanım.
“Orientering” kelimesi de ilk kez 1886’da kayıtlara geçiyor. Orta Çağ Avrupa haritacılığında haritaların üst tarafı kuzeyi değil, güneşin doğduğu yeri gösterirdi. Bir haritayı veya yapıyı araziye oturtma işlemine de Fransızcada “orienter” (yüzünü doğuya çevirmek) denmesi de bu yüzden. Pusulanın bulunmasından sonra kuzeyi standart referans almasına rağmen kelime dilde kalmış; “doğuya dönmek” anlamından sıyrılarak “hangi yönde olduğunu ve nereye gideceğini saptamak” anlamını kazanmış.
İsveçli subayların kemikleri sızlar mı bilinmez ama bu spor artık sadece ıslak yosun kokan İskandinav ormanlarının tekelinde değil. Dünyanın en kaotik, en büyüleyici metropol sokaklarına da sızdı.
İşte tam bu noktada rota bizim memlekete, hatta şehrin en kadim kalbine kırılıyor. 8 Kasım’daİstanbul, kelimenin tam anlamıyla “kaybolmanın kitabının yazıldığı” yerde; Kapalıçarşı’da bir oryantiring yarışına ev sahipliği yapacak. Üstelik yol sorulabilecek esnaf da olmayacak.Çünkü yarış, Kapalıçarşı kapalıyken yapılacak.
Google Haritalar’ın bile tıkandığı o geçitlerde, sadece bir kâğıt parçası ve pusulayla hedef aramak kadar sinematik az şey olabilir. İstanbul Orienteering Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Reis, İst 5 days’in düzenlediği yarışla ilgili sorularımızı cevapladı.
Oryantiring nasıl kazanılıyor?
Sporcuya haritasında takip etmesi gereken bir parkur verilir. Şöyle düşünelim: Birinci hedef bir tepede, ikinci hedef onun yanındaki derenin içerisinde, üçüncü hedef diğer vadide. Sporcu haritayı okuyarak, okuduğu haritada nereye gitmesi gerektiğinin stratejisini kurarak, o hedefe en hızlı şekilde gidecek—bazen en kısa yol olmayabilir—yolu bularak, kendi fiziksel kondisyonuna göre diğer hedefe en hızlı gider, sonraki hedefe en hızlı gider ve parkuru en hızlı sürede tamamlar. Bu zamana karşı yapılan bir spor. Her sporcunun kendine ait genellikle bir çıkış zamanı olur, zamana karşı yarışır ve en kısa zamanda ilgili parkuru bitiren sporcu birinci olur.
İst 5 days nedir?
Aslında adı üstünde 5 günlük uluslararası bir yarış. 5 gün yarışları, 6 gün yarışları, 7 gün yarışları… Dünyada yapılan oryantiring yarışlarında böyle metotlar var. Daha önce 1000 kişiye yakın, bunun 300-400’ü yabancı sporcular olan, 35’e yakın ülkeden yabancı sporcuların geldiği bir yarış İst 5 Days. Türkiye’nin en eski, en büyük oryantiring yarışı.
Pandemiden sonra biz 3 etaba böldük. İki günlük bir yarış var: Kapalıçarşı ve civarı. Geçen sene mesela Saraçhane, Sultanahmet, Kapalıçarşı’ydı; bu sene Kapalıçarşı ve Balat olacak. Diğer etabı ada etabı oluyor; her sene değişiyor, bu baharda oluyor. Geçen sene Büyükada, Heybeliada’ydı; bu sene değişecek, iki tane ada etabı oluyor. Üçüncüsü de orman etabı oluyor. Orman etabı yine Belgrad Ormanı’nda yapılıyor.
Şu an yapacağımız İst 5 Days’in Kapalıçarşı ve tarihi yarımada etabı. Kapalıçarşı çok ikonik bir yarış. Yıllardır birçok insan Kapalıçarşı kapalıyken onun sokaklarında haritayla, kafa feneriyle hedef bulmak için geliyor, çok otantik bir yarış.
Haritalandırma nasıl yapılıyor?
Oryantiring haritasının özel çizim kuralları var, Dünya Oryantiring Federasyonu tarafından belirlenmiş kurallar bunlar. Bunların özel ikonları, simgeleri var, çizim kuralları var. Geçilecek yer nasıl geçilir, üst kat nasıl gösterilir, üstü kapalı ama altından geçilebilir olanla üstü açık olanın çizimdeki farkı… Bunların hepsi haritacıların eğitimini aldığı konular. Haritacılar eğitimini aldıktan sonra tabii bütün sokak sokak, oradaki bedestenler, farklı farklı hanlar, bunların tamamı çiziliyor.
Kapalıçarşı’nın standart parkurlardan en büyük farkı şu: Üst kat olması. Genellikle oryantiring parkurlarında üst kat olmaz; yani şehirde tek bir, iki boyutlu bir düzlem gibi görülür. Ama Kapalıçarşı’da üst katlar var
Bunu spor olarak görmeyenler var mı ve Oryantiring’i Olimpiyatlarda görme şansımız var mı?
Bu sorunun cevabı diğer sporlarla aynı sanırım. Yani basketbol bir spor ve biz basketbol oynuyoruz. Futbol bir spor ve futbol oynuyoruz. Aynı mantık, Oryantiring de bir spor. Dünya Olimpiyat Federasyonu oryantiringin olimpik spor olması için uğraşıyor; bununla alakalı çalışmaları var. İzlemesi zor bir spor; çünkü yani çok hareketlisiniz, ormanın içerisinde her anını çekmek çok kolay değil. Olimpiyat karar vericileri biraz daha buna bakıyorlar; ne kadar izlenebilir olduğuna bakıyorlar açıkçası. Olimpiyatın da temel dürtüsü izlenme ve gelir. Dolayısıyla yakın zamanda olur mu bilmiyorum ama hedefleri içerisinde var.


